Odaklanamıyorum, Çünkü Her Şeyi Görüyorum


''Zaman zaman harika hiper odaklanmalar yaşarım. Üretkenliğin tavan yaptığı bu dönemde, alakasız görünen  mevzuları birbirine nasıl bağladığıma sonradan kendim bile şaşırırım. Tüm bu üretkenliği sakin bir demlenme dönemi izler. Uzayda rastgele savrulan parçaların kendiliğinden birbirinin çekimine girip tamamlanması gibi; parmak uçlarında süzüle süzüle dans eden bir dansçı gibi hayat; sanatla, edebiyatla, her türlü ilimle tamamlanır. 

Kafamın içindeki resim onlarca kusurlu parçayla kusursuzluğa kavuşur ki; zaman zaman bu absürt komedi gibi görünür. İç görümdeki sahneler tebessümle ve zaman zaman çılgın fikirlerle harmanlanır... 

Bu bir arkadaş sohbeti olsa neye güldüğünüzü bile zekanızla orantılarım. Sonra ya hayatımda olmaya devam edersiniz ya da bir siluetten ibaret olursunuz; bir selam verilip geçilen...

Zihinlerinin çalışmasına zamanın hızı yetersiz kalanlar anlar halimi. Birden ruhunuz yükselir ve baktığınız tüm manzara yavaşlar... Harfler henüz ses olmaya niyetlenmişken alırım, yakalarım niyetlerinizi o tınılardan...

O yüzden bu dönemde radarıma yalnızca insanların değil; hiç bir canlının girmesini istemem. Zihnimde onlarca parçaya niyetleriniz, suretleriniz karışması, fazlalıklarının atılması gereken daha fazla mermer kütlesi demektir...''

İşte odak kayması ve hiperaktivite yaşayan bireylerin zihinleri böyledir. 

Şimdi kısaca Dehb'in özelliklerini birlikte hatırlayalım;

- Hiperodaklanma: DEHB’li bireylerde sıkça görülür; ilgilerini çeken bir konuda aşırı yoğunlaşma, zamanı unutma, üretkenliğin artması. 
- Üretkenlik sonrası gelen yorgun ama derin bir durulma dönemi.  
- DEHB’de zihinsel süreçler genellikle dağınık görünür ama kendi içinde bir mantık kurar.  
- Duyusal keskinlik ve sezgisel farkındalık: Seslerden, tınılardan niyet okumaya kadar uzanan yorum gücü, bazı bireylerde gerçekten çok gelişmiştir.  
- Sosyal filtre: Sosyal ilişkilerde yaşanan keskin geçişlerin ve içsel radarın kuvvetine şaşırmamak elde değildir.

Odak kayması ve hiperaktivite yaşayan bireylerde sınav senesinde hem sosyal hem de akademik hayatını düzenlemesini beklemek hatadır. Zihinsel ve bedensel enerjilerini doğru yönetebilmeleri için daha erken yaşlardan, en kötü ihtimalle sınav senesinden bir yıl önce öğrenci koçluk çalışmalarına başlamaları gerekir. Koçlukların daha önce rehberlik servisleri ve danışmanlıklarla karıştırıldığı noktaları bu yazımda dile getirmiştim. 

Bu konudaki koçluk çalışmalarını daha iyi anlayabilmek için ''Benim Koçluğum'' yazı dizimi okumanızı tavsiye ediyorum.

-Profesyonel Koçluk Hizmeti ve Tercih Danışmanlığı için bana instagramwhatsapp ve linktree 'den ulaşabilirsin.....-






Yorumlar

Yorum Gönder

Düşüncelerini paylaşıp; katkı sağladığın için teşekkür ederim 🫶